‘PSA yüksekliği her zaman prostat kanseri anlamına gelmiyor’

Prostat kanserinde erken tanının önemine dikkat çeken Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cemil Aydın, "PSA testi tek başına prostat kan...

05 Eki 2026 - 11:20 YAYINLANMA
‘PSA yüksekliği her zaman prostat kanseri anlamına gelmiyor’
Prostat kanserinde erken tanının önemine dikkat çeken Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cemil Aydın, "PSA testi tek başına prostat kanseri tanısı koydurmuyor. PSA değerinin yanı sıra kişinin yaşı, aile öyküsü, muayene bulguları ve gerektiğinde prostat emarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor" dedi.
Prostat kanserinin erken evrelerde çoğu zaman belirti vermediğini belirten VM Medical Park Samsun Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cemil Aydın, "Prostat kanseri erken dönemde idrar yapma güçlüğü veya başka bir şikâyete neden olmayabilir. Bu nedenle yalnızca şikâyet ortaya çıktığında üroloji uzmanına başvurmak erken tanı açısından yeterli olmayabilir. Kişinin yaşı ve risk faktörleri doğrultusunda değerlendirilmesi önem taşıyor. Özellikle ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerin takiplerini ihmal etmemesi gerekiyor" diye konuştu.

"PSA yüksekliği kesin kanser anlamına gelmez"
PSA testinin prostat kanseri şüphesinin değerlendirilmesinde önemli bir araç olduğunu ancak tek başına tanı koydurmadığını dile getiren Prof. Dr. Aydın, "PSA yüksek çıktığında doğrudan kanser tanısı koymak doğru değil. İyi huylu prostat büyümesi ve prostat iltihabı gibi durumlarda da PSA değeri yükselebiliyor. Aynı şekilde PSA’nın normal olması da kanser ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyor. Sonucu hastanın yaşı, aile öyküsü, muayene bulguları ve önceki PSA ölçümleriyle birlikte değerlendiriyoruz. Gerektiğinde testi uygun şartlarda tekrarlayarak ileri inceleme ihtiyacını belirliyoruz" diye konuştu.

"Prostat MR’ı tanı sürecine yol gösteriyor"
Prostat kanseri şüphesi bulunan her hastada yalnızca PSA değerine göre biyopsi kararı verilmediğini belirten Prof. Dr. Aydın, "Klinik değerlendirme sonucunda şüphe devam ediyorsa prostat MR’ından yararlanabiliyoruz. MR’da şüpheli bir alan görülmesi halinde, bu bölgeye yönelik biyopsi yapılabiliyor. Böylece tanı sürecini hastanın muayene, laboratuvar ve görüntüleme bulgularına göre şekillendiriyoruz" şeklinde konuştu.

"Füzyon biyopsiyle şüpheli alan hedeflenebiliyor"
MR görüntülerinin ultrason görüntüleriyle eşleştirilmesine dayanan füzyon biyopsi yöntemi hakkında bilgi veren Prof. Dr. Aydın, "Füzyon biyopsi, MR’da tespit edilen şüpheli alanın hedeflenmesine imkân sağlıyor. Böylece prostat içerisindeki şüpheli bölgelerden hedefli örnek alınabiliyor. Hangi biyopsi yönteminin uygulanacağına ise hastanın muayene, laboratuvar ve görüntüleme bulgularını birlikte değerlendirerek karar veriyoruz" açıklamasında bulundu.

"Takip ve tedavi kişiye özel planlanmalı"
Her erkeğe aynı takip programının uygulanmasının doğru olmadığını söyleyen Prof. Dr. Aydın, şöyle devam etti:
"Takip sıklığını kişinin yaşı, genel sağlık durumu ve bireysel risklerine göre belirlemek gerekiyor. Amaç, gereksiz tetkik ve biyopsilerden kaçınırken klinik açıdan önemli prostat kanserlerini erken ve doğru şekilde tespit etmek. Tanı sonrasında da hastalığın özelliklerine ve kişinin durumuna uygun bir tedavi planı oluşturuyoruz."

"Prostat sağlığı ihmal edilmemeli"
VM Medical Park Samsun Hastanesi’nde prostat kanserine yönelik füzyon biyopsi ve robotik cerrahi hizmetlerinin sunulduğunu belirten Prof. Dr. Aydın, "Erkeklerin prostat sağlığını ihmal etmemesi ve kişisel risklerine uygun takip planını üroloji uzmanıyla birlikte belirlemesi önem taşıyor. Erken tanı, hastalığın tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi açısından önemli bir rol oynuyor" ifadelerini kullandı.
Kaynak :
İHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: