AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zeybekçi: "Terörden dolayı Türkiye’nin milli gelir kaybı yaklaşık 2,1 trilyon dolar"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, 41 yıllık süreçte terörün Türkiye’ye maliyetinin 2...
29 Haz 2026 - 18:40
YAYINLANMA
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, 41 yıllık süreçte terörün Türkiye’ye maliyetinin 2 trilyon dolar olduğunu söyledi.
AK Parti Ekonomi İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen Palandöken’de "Erzurum Ekonomi Buluşmaları" gerçekleştirildi. Programda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci başkanlığındaki heyet, kentin ekonomik dinamikleri ve STK temsilcileriyle bir araya geldi. AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in açılış konuşması sonrası Nihat Zeybekci bir sunum yaptı. Daha sonra soru-cevap ve taleplerin dinlenmesine geçildi.
"41 yıllık süreçte terörün Türkiye’ye maliyeti 2 trilyon dolar"
Hiçbir maddi değerin bir tek canlının karşılığı olamayacağını ifade eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, "Bir annenin ağlaması, bir annenin yavrusunu kaybetmesinin değeri 300 tane Boğaz Köprüsü eder mi? Etmez. 300 tane Boğaz Köprüsü bir annenin gözyaşını karşılar mı? Etmez. O ayrı bir mesele. Ama terörlü Türkiye ile terörsüz Türkiye arasındaki fark ekonomik olarak da çok büyük. Sayın Cumhurbaşkanımızın 16 Mart 2025 tarihinde açıkladığı gibi 41 yıllık süreçte terörün Türkiye’ye maliyeti 2 trilyon dolar. Cumhurbaşkanımız böyle bir rakam açıklıyorsa bunun devletin verilerine dayandığını biliyoruz. Biz de vatandaşlara bilimsel anketlerle ’Terörsüz Türkiye’yi destekliyor musunuz?’ diye sorduk. İlk etapta destek ve karşı çıkma oranları birbirine yakındı. Çünkü vatandaşın öncelikli gündemi ekonomi. İnsanlar hayat pahalılığı, istihdam, yatırım, ihracat ve kiraları konuşuyor. Terör ise artık Türkiye’nin en önemli sorunları sıralamasında çok gerilere düşmüş durumda. Daha sonra vatandaşlara şu bilgiyi verdik: ’Eğer teröre harcanan bu 2 trilyon dolar eğitim, sağlık, yatırım ve istihdama yönlendirilmiş olsaydı Türkiye bugün çok daha refah içinde olmaz mıydı?’ Bu bilgi paylaşıldığında destek oranının yüzde 70’lere çıktığını gördük. İlk soruda ’Kesinlikle karşıyım’ diyenlerin oranı yüzde 27 seviyesindeydi. Aynı kişilere ekonomik etkileri anlattığımızda bu oran yüzde 12’lere kadar düştü. Vatandaş ekonomik faydayı gördüğünde değerlendirmesini değiştiriyor" dedi.
"Türkiye’nin terörden dolayı milli gelir kaybı yaklaşık 2,1 trilyon dolar"
"Yapılan teknik çalışmaya göre eğer terör olmasaydı Türkiye’nin yıllık büyümesine her yıl yaklaşık 0,8 puan katkı sağlanacaktı. Terörden doğrudan etkilenen 26 ilde ise bu katkı yaklaşık 1,5 puan olacaktı. İhracat daha yüksek, istihdam daha fazla olacaktı" diyen Zeybekçi, "Hesaplamalarımıza göre Türkiye’nin milli gelir kaybı yaklaşık 2,1 trilyon dolar seviyesinde. Sadece bu 26 ilde oluşan kayıp ise 113 milyar dolar. Kişi başına gelir Türkiye genelinde bugün yaklaşık 18 bin dolar yerine 23 bin 800 dolar seviyesinde olacaktı. Erzurum’un da içinde bulunduğu bölgede ise kişi başına gelir yaklaşık 10 bin dolar yerine 16 bin 100 dolara ulaşacaktı. İhracat bugünkü 273 milyar dolar yerine 383 milyar dolar seviyesinde olacaktı. Bölgedeki 26 ilin ihracatı ise 20 milyar dolar yerine 31 milyar dolara ulaşacaktı. İstihdamda da Türkiye genelinde 32,5 milyon çalışan yerine yaklaşık 35 milyon çalışan olacaktı. Bölgede ise 5,8 milyon çalışan yerine yaklaşık 8 milyon çalışan olacaktı" diye konuştu.
"Artık çift kanatla uçmak istiyoruz"
Türkiye’de 2002 yılında kişi başına milli gelirin 3 bin 200 dolar olduğunu hatırlatan Zeybekçi, "O dönemde insanımızın refah beklentisi 4 bin dolar seviyelerindeydi. Bugün kişi başına gelir yaklaşık 18 bin dolara geldi. Ama bugün insanımızın refah beklentisi artık 35-40 bin dolar seviyesinde. Onun için bir miktar mutsuzluğumuz var. Bunların hepsini biliyoruz. Nereden nereye geldiğimizi gösteren birkaç önemli rakam daha paylaşayım. OECD ülkeleri ve Avrupa Birliği ile Türkiye’yi istihdam açısından karşılaştırıyoruz. Erkek istihdam oranında Türkiye yüzde 73,1 ile Avrupa Birliği ortalamasını yakalamış durumda. OECD ortalaması ise yüzde 77. Ancak kadın istihdamına baktığımızda tablo farklı. Avrupa’da kadın istihdam oranı yüzde 65-66 seviyelerindeyken Türkiye’de bu oran yüzde 36,8. Yani Türkiye bugünkü gelir seviyesine adeta tek kanatla uçarak geldi. Bundan sonra kadınlarımızın üretime, iş dünyasına, kendi değerlerimize ve hassasiyetlerimize uygun şekilde daha fazla katılımını sağlamak zorundayız. Artık çift kanatla uçmak istiyoruz. Bir diğer önemli konu ise ne eğitimde, ne istihdamda ne de mesleki eğitimde bulunan gençlerimiz. OECD ülkeleri içinde bu alanda en yüksek oranlardan birine sahibiz. Yaklaşık yüzde 26 seviyesinde bir genç nüfusumuz ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bu konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum" şeklinde konuştu.
"En önemli göstergelerden biri de elektrik tüketimi"
Vatandaşların en büyük beklentisinin çocuklarının iş sahibi olması ve kamuda çalışması olduğunu belirten Zeybekci, sözlerine şöyle devam etti:
"Ancak artık kamuda istihdamın da bir sınırı var. 2002 yılında Türkiye’de kamu çalışanı sayısı 2 milyon 823 bindi. Bugün bu sayı 5 milyon 342 bine ulaştı. Bu, dünyadaki birçok standart açısından oldukça yüksek bir rakam. Türkiye’nin gelişimini gösteren en önemli göstergelerden biri de elektrik tüketimidir. 2003 yılında 31 bin megavat seviyesinde olan kurulu güç bugün 123 bin megavatın üzerine çıktı. Eğer üretim olmasaydı, sanayi büyümeseydi, yatırımlar yapılmasaydı bu elektrik kim tarafından tüketilecekti? Bu da Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin en somut göstergelerinden biridir. Erzurum’a baktığımızda ise istihdam oranı Türkiye ortalamasına yakın. Nüfus büyüklüğünde Türkiye’nin 31’inci büyük ili. Ancak kişi başına gelir sıralamasında 57’nci sırada yer alıyor. Bu, üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir tablo. 2002 yılında yaklaşık 17,8 milyon dolar olan ihracat, 2025 yılında da yaklaşık aynı seviyelerde bulunuyor. Türkiye bugün günlük 2 milyar doların üzerinde ihracat yapan bir ülke haline gelirken, Erzurum maalesef aynı gelişimi gösteremedi. Buna rağmen kamu yatırımlarında Erzurum ilk 15 il arasında yer alıyor. Bu konuda Erzurumlu siyasetçilerimizi, milletvekillerimizi, belediye başkanlarımızı ve emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Tarım ve hayvancılıkta ise Erzurum çok güçlü bir potansiyele sahip. Mera alanlarında, büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığında Türkiye’nin ilk sıralarında yer alıyor. Tarımsal üretim değeri açısından da Türkiye’de ilk 8 il arasında bulunuyor. Bizim tabirimizle un var, şeker var, yağ var. O halde artık helvayı yapmamız gerekiyor. İnşallah bunu da hep birlikte başaracağız."
Zirveye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Adnan Ertem, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı İsmail İlhan Hatipoğlu, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider ve Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan katıldı.
AK Parti Ekonomi İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen Palandöken’de "Erzurum Ekonomi Buluşmaları" gerçekleştirildi. Programda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci başkanlığındaki heyet, kentin ekonomik dinamikleri ve STK temsilcileriyle bir araya geldi. AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in açılış konuşması sonrası Nihat Zeybekci bir sunum yaptı. Daha sonra soru-cevap ve taleplerin dinlenmesine geçildi.
"41 yıllık süreçte terörün Türkiye’ye maliyeti 2 trilyon dolar"
Hiçbir maddi değerin bir tek canlının karşılığı olamayacağını ifade eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, "Bir annenin ağlaması, bir annenin yavrusunu kaybetmesinin değeri 300 tane Boğaz Köprüsü eder mi? Etmez. 300 tane Boğaz Köprüsü bir annenin gözyaşını karşılar mı? Etmez. O ayrı bir mesele. Ama terörlü Türkiye ile terörsüz Türkiye arasındaki fark ekonomik olarak da çok büyük. Sayın Cumhurbaşkanımızın 16 Mart 2025 tarihinde açıkladığı gibi 41 yıllık süreçte terörün Türkiye’ye maliyeti 2 trilyon dolar. Cumhurbaşkanımız böyle bir rakam açıklıyorsa bunun devletin verilerine dayandığını biliyoruz. Biz de vatandaşlara bilimsel anketlerle ’Terörsüz Türkiye’yi destekliyor musunuz?’ diye sorduk. İlk etapta destek ve karşı çıkma oranları birbirine yakındı. Çünkü vatandaşın öncelikli gündemi ekonomi. İnsanlar hayat pahalılığı, istihdam, yatırım, ihracat ve kiraları konuşuyor. Terör ise artık Türkiye’nin en önemli sorunları sıralamasında çok gerilere düşmüş durumda. Daha sonra vatandaşlara şu bilgiyi verdik: ’Eğer teröre harcanan bu 2 trilyon dolar eğitim, sağlık, yatırım ve istihdama yönlendirilmiş olsaydı Türkiye bugün çok daha refah içinde olmaz mıydı?’ Bu bilgi paylaşıldığında destek oranının yüzde 70’lere çıktığını gördük. İlk soruda ’Kesinlikle karşıyım’ diyenlerin oranı yüzde 27 seviyesindeydi. Aynı kişilere ekonomik etkileri anlattığımızda bu oran yüzde 12’lere kadar düştü. Vatandaş ekonomik faydayı gördüğünde değerlendirmesini değiştiriyor" dedi.
"Türkiye’nin terörden dolayı milli gelir kaybı yaklaşık 2,1 trilyon dolar"
"Yapılan teknik çalışmaya göre eğer terör olmasaydı Türkiye’nin yıllık büyümesine her yıl yaklaşık 0,8 puan katkı sağlanacaktı. Terörden doğrudan etkilenen 26 ilde ise bu katkı yaklaşık 1,5 puan olacaktı. İhracat daha yüksek, istihdam daha fazla olacaktı" diyen Zeybekçi, "Hesaplamalarımıza göre Türkiye’nin milli gelir kaybı yaklaşık 2,1 trilyon dolar seviyesinde. Sadece bu 26 ilde oluşan kayıp ise 113 milyar dolar. Kişi başına gelir Türkiye genelinde bugün yaklaşık 18 bin dolar yerine 23 bin 800 dolar seviyesinde olacaktı. Erzurum’un da içinde bulunduğu bölgede ise kişi başına gelir yaklaşık 10 bin dolar yerine 16 bin 100 dolara ulaşacaktı. İhracat bugünkü 273 milyar dolar yerine 383 milyar dolar seviyesinde olacaktı. Bölgedeki 26 ilin ihracatı ise 20 milyar dolar yerine 31 milyar dolara ulaşacaktı. İstihdamda da Türkiye genelinde 32,5 milyon çalışan yerine yaklaşık 35 milyon çalışan olacaktı. Bölgede ise 5,8 milyon çalışan yerine yaklaşık 8 milyon çalışan olacaktı" diye konuştu.
"Artık çift kanatla uçmak istiyoruz"
Türkiye’de 2002 yılında kişi başına milli gelirin 3 bin 200 dolar olduğunu hatırlatan Zeybekçi, "O dönemde insanımızın refah beklentisi 4 bin dolar seviyelerindeydi. Bugün kişi başına gelir yaklaşık 18 bin dolara geldi. Ama bugün insanımızın refah beklentisi artık 35-40 bin dolar seviyesinde. Onun için bir miktar mutsuzluğumuz var. Bunların hepsini biliyoruz. Nereden nereye geldiğimizi gösteren birkaç önemli rakam daha paylaşayım. OECD ülkeleri ve Avrupa Birliği ile Türkiye’yi istihdam açısından karşılaştırıyoruz. Erkek istihdam oranında Türkiye yüzde 73,1 ile Avrupa Birliği ortalamasını yakalamış durumda. OECD ortalaması ise yüzde 77. Ancak kadın istihdamına baktığımızda tablo farklı. Avrupa’da kadın istihdam oranı yüzde 65-66 seviyelerindeyken Türkiye’de bu oran yüzde 36,8. Yani Türkiye bugünkü gelir seviyesine adeta tek kanatla uçarak geldi. Bundan sonra kadınlarımızın üretime, iş dünyasına, kendi değerlerimize ve hassasiyetlerimize uygun şekilde daha fazla katılımını sağlamak zorundayız. Artık çift kanatla uçmak istiyoruz. Bir diğer önemli konu ise ne eğitimde, ne istihdamda ne de mesleki eğitimde bulunan gençlerimiz. OECD ülkeleri içinde bu alanda en yüksek oranlardan birine sahibiz. Yaklaşık yüzde 26 seviyesinde bir genç nüfusumuz ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bu konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum" şeklinde konuştu.
"En önemli göstergelerden biri de elektrik tüketimi"
Vatandaşların en büyük beklentisinin çocuklarının iş sahibi olması ve kamuda çalışması olduğunu belirten Zeybekci, sözlerine şöyle devam etti:
"Ancak artık kamuda istihdamın da bir sınırı var. 2002 yılında Türkiye’de kamu çalışanı sayısı 2 milyon 823 bindi. Bugün bu sayı 5 milyon 342 bine ulaştı. Bu, dünyadaki birçok standart açısından oldukça yüksek bir rakam. Türkiye’nin gelişimini gösteren en önemli göstergelerden biri de elektrik tüketimidir. 2003 yılında 31 bin megavat seviyesinde olan kurulu güç bugün 123 bin megavatın üzerine çıktı. Eğer üretim olmasaydı, sanayi büyümeseydi, yatırımlar yapılmasaydı bu elektrik kim tarafından tüketilecekti? Bu da Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin en somut göstergelerinden biridir. Erzurum’a baktığımızda ise istihdam oranı Türkiye ortalamasına yakın. Nüfus büyüklüğünde Türkiye’nin 31’inci büyük ili. Ancak kişi başına gelir sıralamasında 57’nci sırada yer alıyor. Bu, üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir tablo. 2002 yılında yaklaşık 17,8 milyon dolar olan ihracat, 2025 yılında da yaklaşık aynı seviyelerde bulunuyor. Türkiye bugün günlük 2 milyar doların üzerinde ihracat yapan bir ülke haline gelirken, Erzurum maalesef aynı gelişimi gösteremedi. Buna rağmen kamu yatırımlarında Erzurum ilk 15 il arasında yer alıyor. Bu konuda Erzurumlu siyasetçilerimizi, milletvekillerimizi, belediye başkanlarımızı ve emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Tarım ve hayvancılıkta ise Erzurum çok güçlü bir potansiyele sahip. Mera alanlarında, büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığında Türkiye’nin ilk sıralarında yer alıyor. Tarımsal üretim değeri açısından da Türkiye’de ilk 8 il arasında bulunuyor. Bizim tabirimizle un var, şeker var, yağ var. O halde artık helvayı yapmamız gerekiyor. İnşallah bunu da hep birlikte başaracağız."
Zirveye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Adnan Ertem, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı İsmail İlhan Hatipoğlu, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider ve Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan katıldı.
Kaynak :
İHA
YORUMLAR
İLGİNİZİ
ÇEKEBİLİR